Üniversite mi, ÖMSS mi?

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni ve Eğitimde Görme Engelliler Derneği üyesi Müslüm Doğmuş tarafından kaleme alınan bu yazı 23 Şubat 2012 tarihine aittir. Yaklaşan EKPSS öncesi üniversite öğrencisi ya da adaylarına farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlayarak tekrar sizlerle paylaşıyoruz.

Değerli arkadaşlar, ÖMSS başvurularının başladığı bu süreçte, özellikle genç arkadaşlarımızı ilgilendiren bir konuda fikirlerimi sizinle paylaşmak istedim.
Malumunuz YGS ve LYS gittikçe yaklaşmakta, aramızdaki bazı genç kardeşlerimiz doğal olarak üniversite hayalleri kurmakta ve planlarını ona göre yapmaktalar. Bu noktada biz de platform olarak Uzaktan Eğitim projesi başlatarak bir nebze de olsa katkıda bulunmaya çalışıyoruz.
Diğer yandan başvuruları başlayan ÖMSS yaklaşmakta ve genç arkadaşlarımızın kafası karışmakta biraz. YGS ve LYS çalışarak bir üniversite okumak mı yoksa bir devlet kurumuna personel olmak mı tercih edilmeli, o noktada çelişkiye düşmekteler. Bazen bazı şeyleri bilmemenin faydalı olduğunu bu noktada kavradığımı söylesem abartmış olmam. Ben lise okurken, engellilerin sınavlara girip memur olması konusu o kadar uzaktı ki bana, internet kullanan az bir kesime dahil olduğum halde, bu konuda hiçbir girişimde bulunmamıştım, gerçi bilseydim girişimlerim olur muydu ona da emin değilim. Üniversite yıllarında, etrafımdaki engellilerin durmadan sınav takip etme zorunluluğu, KPSS'nin önümüzde bir engel olarak durması gibi gerekçelerle Üniversite 3.sınıftayken tamamen sosyal baskıya maruz kalarak bir sınava girdim ve hiç istemeyerek kazandım. Hiç istemeyerek diyorum, çünkü daha okuyacağım, tarayacağım tonla kitap vardı, yapmam gereken bir sürü iş vardı. Milli Eğitim'e memur olarak girmiştim. Tahmin edeceğiniz gibi santıral işi yapmak zorunda kaldım. İşte bu noktada ister iş hayatından korktuğumu düşünün, ister öz güven deyin, yaptığım hatayı düzelttim. kısa sürede istifa ettim. Sonradan neredeyse öğretmenliğimi sıkıntıya sokacak bir istifaydı ama bunu yapmak zorundaydım. Aradan geçen 5 yıl gösteriyor ki, iyi ki istifa etmişim.

Bunu sadece hatıralarımı paylaşmak için yazmıyorum. Üniversite sadece iş bulmak için gidilen yerler değildir. En az 4 yıl bir üniversitede okumak, emin olun insana çok şey katıyor. Akademik birikimin dışında, kendi başına kararlar almak, hayata daha olgun ve yetişmiş bir birey olarak bakmak hep insana kattığı kazanımlardır. Hem çalışırım, hem okurum düşüncesi, çok zor durumda kalınmadığı sürece tercih edilecek bir şey değil. Her üniversite öğrencisi gibi olmak varken, niçin bir koltuğa iki karpuz sığdırmaya çalışalım?

Arkadaşlar, şunu rahatlıkla söylemeliyim, iyi bir üniversite kazanacak kadar puan alan bir görme engelli, okul bittikten sonra da ÖMSS gibi sınavlarla yine bir kuruma yerleşebilir. Ama zamanı geçtikten sonra tekrar üniversite okunmuyor. Şu gerçeği de göz önünde tutmalıyız, hiçbir konuda uzman değilsek, -ki uzman olsak bile, telefon bakmak dışında bir işle karşılaşmayacağız. Durum buyken, büniversite yaşamını elimizin tersiyle itmek bana çok da iyi bir tercih gibi gelmiyor. Şu noktada her bireyin kendisinin düşünmesi gerekiyor tabi ki, eğer bir üniversite okuyamayacaksak, buna birikimimiz ve şartlarımız uygun değilse, o zaman bir iş arayışına girişmek gerekiyor. Ancak kendi yaşıtlarınız şu üniversite, şu bölüm hayali kurarken, sizin 15 yıl santıral başında geçirme hayali kurmanız kendinize yapılacak bir haksızlıktır.

Şunu da belirtmeliyim, ne iş aramayı küçümsüyorum, ne telefon bakmaya bir olumsuz bakışım var. Benim kaygım daha iyi yerlere gelebilecek genç arkadaşlarımızın şimdiden bir işe girip emekliliğini beklemesi hoş bir durum değil.
ÖMSS'ye girecek öğrenci arkadaşlara fikirlerimi aktarmak istedim.
Müslüm Doğmuş
mdogmus@gmail.com

Yazı Kategorisi: